13.12.2009

Kırlangıç



"Kırlangıçın biri, bir adama aşık olmuş,

Penceresinin önüne konmuş, bütün cesaretini toplamış, röfleli tüylerini kabartmış, güzel durduğuna ikna olduktan sonra...

Küçük sevimli gagasıyla cama vurmuş.

Tık... Tık... Tık.

* * *

Adam cama bakmış.

Ama içeride kendi işleriyle uğraşıyormuş.

Bir meşgulmüş, bir meşgulmüş!

Kimmiş onu işinden alıkoyan?

Minik bir kırlangıç!

* * *

Heyecanlı kırlangıç, telaşını bastırmaya çalışarak, deriiin bir nefes almış şirin gagasını açmış, sözcükler dökülmeye başlamış:

- Hey adam! Ben seni seviyorum. Nedeni'ni, niçin'ini sorma. Uzun zamandır seni izliyorum. Bugün cesaret buldum konuşmaya. Lütfen pencereyi aç ve beni içeri al. Birlikte yaşayalım.

* * *

Adam birden parlamış.

Yok daha neler?

- Durduk yerde sen de nereden çıktın şimdi? Olmaz, alamam! demiş.

Gerekçesi de pek sersemceymiş:

- Sen bir kuşsun! Hiç kuş, insana aşık olur mu?

* * *

Kırlangıç mahçup olmuş.

Başını önüne eğmiş.

Ama pes etmemiş, bir süre sonra tekrar pencereye gelmiş, gülümseyerek bir kez daha şansını denemiş:

- Adam, adam! Hadi aç artık şu pencereni. Al beni içeri! Ben sana dost olurum. Hiç canını sıkmam.

Adam kararlı, adam ısrarlı:

- Yok, yok ben seni içeri alamam demiş.

Biraz da kaba mıymış, neymiş, lafı kısa kesmiş:

- İşim gücüm var, git başımdan!

* * *

Aradan bir zaman geçmiş, kırlangıç son kez adamın penceresine gelmiş:

- Bak soğuklar da başladı, üşüyorum dışarıda. Aç şu pencereyi al beni içeri. Yoksa, sıcak yerlere göç etmek zorunda kalırım. Çünkü ben ancak sıcakta yaşarım. Pişman olmazsın, seni eğlendiririm. Birlikte yemek yeriz, bak hem sen de yalnızsın! Yalnızlığını paylaşırım... demiş.

Bazıları, gerçekleri duymayı sevmezmiş.

Adam bu yalnızlık meselesine içerlemiş.

Pek bir sinirlenmiş.

- Ben yalnızlığımdan memnunum demiş.

Kuştan onu rahat bırakmasını istemiş.

Düpedüz kovmuş.

Kırlangıç, son denemesinden de başarısızlıkla çıkınca, başını önüne eğmiş, çekip gitmiş.

* * *

Yine aradan zaman geçmiş.

Adam, önce düşünmüş, sonra kendi kendine itiraf etmiş:

- Hay benim akılsız başım demiş.

- Ne kadar aptallık ettim! Beklenmedik bir anda karşıma çıkan bir dostluk fırsatını teptim. Niye onun teklifini kabul etmedim ki? Şimdi böyle kös kös oturacağıma, keyifli vakit geçirirdik birlikte.

Pişman olmuş olmasına ama iş işten geçmiş.

Yine de kendi kendini rahatlatmayı ihmal etmemiş:

- Sıcaklar başlayınca, kırlangıcım nasıl olsa yine gelir. Ben de onu içeri alır, mutlu bir hayat sürerim.

* * *

Ve çok uzunca bir süre, sıcakların gelmesini beklemiş.

Gözü yollardaymış.

Yaz gelmiş, başka kırlangıçlar gelmiş.

Ama...

Onunki hiç görünmemiş!

Yazın sonuna kadar penceresi açık beklemiş ama boşuna. Kırlangıç yokmuş! Gelen başka kırlangıçlara sormuş ama gören olmamış. Sonunda danışmak ve bilgi almak için bir bilge kişiye gitmiş. Olanları anlatmış. Bilge kişi gözlerini adama dikmiş ve demiş ki:

- Kırlangıçların ömrü altı aydır... "


Ayşe ARMAN

8 yorum :

cemo dedi ki...

Vay be :( sarsıcı bir yazı...

LoLLa dedi ki...

Cemo'caniM evet Ayşe Arman delisi olaraktan ben bu kadar romantik yazıyı sevdim .)

LoLLa dedi ki...

Cemo'caniM bu arada sarsıyo evet :/

SeRiOuuS dedi ki...

Bunu ben daha öncede okudum, ayşe armanın yazdığı birşey olduğuna eminmisin ?
kimin yazdığıyla ilgili bilgim yok ama sanmıyorum onun kaleminden çıktın bu hikaye.

LoLLa dedi ki...

SeRiOuuS hayir ona ait degil, o yuzden tirnak içinde verdim .)
yazisinin sonunda:
"hamiş: Bu İnternet'te dolaşan ve yılbaşı zamanında ilkokul kitaplarından çıkma, Kibritçi Kız öyküsün andıran dokunaklı yazı, nedense beni etkiledi. Pencereden kovalanan kırlangıç fikri hoşuma gitti. Şimdiye kadar kovaladığım çok sayıdaki kırlangıcın ahı tuttu herhalde..."
deyu yazio .)

mucxxx .)

GeCe dedi ki...

güzel yazıydı sağol canım

LoLLa dedi ki...

GeCe'M dimi cok guzel hikaye. . :'(((

khronossentius dedi ki...

Ben bu kırlangıcı hatırlar gibiyim,DELİ KIZIM ...

Yorum Gönder