video

hayır sikayet yazisi olmayacak sevgili bunyem ciglik cigliga aq !
delirdim darlandiğm daraldim amen !

of neyse !

efeniiiğğmmm yine arastirmaciRuhum ter ter tepinio, LoLLa bak bunu yaz bilmeyenler vardir muhakkah deyu.
Bugun cok sevdigim birinden oyle bisey dinledim ki hök deyip kaldim :s
hayran kaldim ordaki zekaya, hamlelere ve satranc yetenegine :s
yani ikimizde agzimiz acik, O anlatio ben dinliorum bu sekilde :O :s :/

konumuz Hasan Sabbah, ya da assassin yahut haşhaşin.
Assassin ingilizce de katil ya da suikastci demek.
Hasan Sabbahla baglantilarini buraya copy paste olarak aliorum.
Ben anlatmaya kalksam kafalar milyon olur ;)

once Hasan Sabbah:

Hasan Sabbah Şiâ’nın Bâtıniye koluna mensup olup, Şiâ hareketinin gelmiş geçmiş en büyük bozguncularından biridir.
Asya’da ilk defa kelimenin tam anlamı ile anarşizmi o kurumsallaştırmıştır.
Alamut Kalesi’nde sistematik bir biçimde her türlü terör hareketlerini plânlamış, uygulama sahasına koymuştur.

Marco Polo, Alamut'un fedailerini anlatıyor;
Alamut Kalesi, kalenin şeyhi Hasan Sabbah ve Sabbah'ın cenneti andıran bahçesi hakkındaki en etraflı bilgiyi, 13. yüzyılın meşhur İtalyan gezgini Marco Polo verir.
Polo'nun seyahatnamesinden Hasan Sabbah'ın Alamut'ta kurduğu sistemin işleyişinin ana hatları:

‘‘Şeyh, kalenin arkasındaki uzun vadiyi zamanının en güzel bahçesi haline getirmişti. Dünyaya meydan okuyormuşcasına yükselen Alamut Kalesi'ni aşmadan buraya girmek mümkün değildi. Vadide birbirinden zarif köşklerle şarap ve süt akıtan çeşmelerin arasında en nadide çiçekler açar, ağaçlar yükselirdi. Her köşeye, dünyanın en güzel kızlarından bir grup yerleştirilmişti. Kızların hepsinin sesi güzeldi. Şarkı söylemeyi, dansetmeyi ve birkaç çalgı çalmayı bilirlerdi. Aşk oyunlarında onların üzerine kimse yoktu.

Yirmi yaşına basmış delikanlılar arasında sağlıklı, gözü kara, tehlikeye aldırış etmeyen ve ruhsal bakımdan Şeyh'e bağlanabilecek durumda olanlar Alamut'a getirilirlerdi. Bunlara bir süre Hasan Sabbah'ın cennetiyle ilgili efsaneler anlatılır, daha sonra teşkilátın büyüklerinden biri tarafından tek tek Şeyh'in huzuruna çıkartılarak törenle tarikata kabul edilir ve Sabbah'ın ayaklarına kapanan genç ‘‘fedai adayı’’ olurdu.

Sabbah, gence içerisinde bol miktarda haşhaş bulunan ama tam formülünü sadece kendisinin bildiği meşhur içkisinden içirir ve kendinden geçen delikanlı ‘‘cennet’’ denilen bahçeye bırakılırdı. Delikanlı bir müddet sonra ayılır, kendisini dünyanın en güzel köşelerinden birinde ve birbirinden güzel genç kızlar arasında bulur, her rzusu yerine getirilir ve bir yandan Sabbah'ın büyüklüğüne tanık olurken bir yandan da sonsuza kadar burada kalmayı isterdi.
Tarikatın büyükleri, gence birkaç gün sonra yeniden uyuşturucu içirirlerdi. Kendinden geçen genç bu defa kaleye taşınır, ayıldıktan sonra ‘‘Vadideki cennete dönmek istiyorsa Şeyh'in istediği işi yapması gerektiği’’ söylenirdi.

Hayal bahçesine tekrar kavuşmaktan başka birşey düşünemez hale gelmiş olan genci Hasan Sabbah'ın huzuruna çıkartırlardı. Şeyh söze ‘‘İlk vazifeni yerine getirmenin ve bana bağlılığını ispat etmenin zamanı geldi’’ diye başlar, ‘‘Bir düşmanımın öldürülmesi gerekiyor ve bu işi sen yapacaksın. Görevini başarıp döndüğünde cennete yeniden gireceksin. Düşmanımı ortadan kaldırır ama onun adamları tarafından öldürülürsen aynı cennette yaşamaya yone hak kazanırsın. Meleklerimi yollar, seni buraya getirtirim. Ama başaramadan gelir, yakalanır
yahut işi bitirmeden öldürülürsen cennetimin kapıları sana kıyamete kadar kapanır’’ derdi.
Öldürülmesi istenen kişi, bütün bunlardan sonra mutlaka ölürdü. Hasan Sabah fedailerinin en çok ses getiren suikastı Selçuklu Veziri Nizamülmülk’ün öldürülmesi idi.

orginalKaynak

kendisini fazlaca arastirmadim, katil midir melek midir bilemem lakin eger bu hikaye dogru ise,
kaynaklar dogru ise zekaya tapmak lazim :s

yine gelecegim arastirmaci ruhumla ;)

sevgiler .)

4 yorum :

Rögar dedi ki...

aMMan saBBahlar olmasın yada bir bakıma olsun kıyamete kadar girilemeyen cennet kısmı biraz saçma olmuş zaten cennet vaadi kıyamet sonrasını kapsamıyormu? öncesi kabir hayatı olsa gerek hikayedeki genç tam bir hazperestmiş e normal yer yüzünde kim olsa o kafayla o mekana düşse aklı karışır sözlerimi no haşşaş no vitamin ile bitirmek istedim :P

sophie'nin dünyası dedi ki...

Hasan Sabbah ve Haşşaşinilerin gerçekten ilgiye değer hikayeleri için bkz: özellikle ALAMUT-Wladimir Bartol
ya da SEMERKANT-Amin Maalouf

LoLLa dedi ki...

Rögar'iM bilemicem lakin hazperest tanimini sevdim o zaman sabahlar olmasin :D

sevgiler .)

LoLLa dedi ki...

sophie'nin dünyası o Semerkant beni bitiren enfes kitaplardan .)

ama evet Alamut Kalesi' ni okumak istiorum en kısa zamanda .)
sevgiler tebessumler .)

Yorum Gönder