holaaa LoLLa ;)

biliorum biliorum ok yokum gittim kactim ama buralardayim dandirik vize prosedurleriyle ugrasiorum sevgili ******* 'nin ya da nın :)

******* evet, bildiginiz uzere burda kimi guvenlik onlemleri almam gerekmekte bir suredir :/

anyway .)

rahatim. Kelimenin gercek anlamiyla rahatlik,
saldim gitti ucubik durumlari, rahat insan oldum ben :-D
ahauaha elbette hala mezhebimiz genis degil, rahatlik fesatliga cekilmesin ;)

ps: fesatim ben, hem fesat hem rahat :) loy ;)

eveeet biliorum Cemocanim beni oldurecek artik, lakin isler kolayladi,
gidis tarihim on May olarak belirlendi akıllara zarar .)

biraz alistirma yapmaliyim, yazamadigimi farkettim garip gurup cumlelerle su an.

bu sırada bir şarkı takıldı aklıma bu ara, ki kendisi yukarda .)

bende haber cok lakin anlatacak cumleler yok cunku oldukca karisik duygular ve durumlar icindeyim :D

anyway,

yeniden yazmaya baslamaliyim koreldigimi hissediorum yine :s

sevgiler gulucukler opucukler .)

ps: korkmalı mıyım iki arada bi derede?

video

hayır sikayet yazisi olmayacak sevgili bunyem ciglik cigliga aq !
delirdim darlandiğm daraldim amen !

of neyse !

efeniiiğğmmm yine arastirmaciRuhum ter ter tepinio, LoLLa bak bunu yaz bilmeyenler vardir muhakkah deyu.
Bugun cok sevdigim birinden oyle bisey dinledim ki hök deyip kaldim :s
hayran kaldim ordaki zekaya, hamlelere ve satranc yetenegine :s
yani ikimizde agzimiz acik, O anlatio ben dinliorum bu sekilde :O :s :/

konumuz Hasan Sabbah, ya da assassin yahut haşhaşin.
Assassin ingilizce de katil ya da suikastci demek.
Hasan Sabbahla baglantilarini buraya copy paste olarak aliorum.
Ben anlatmaya kalksam kafalar milyon olur ;)

once Hasan Sabbah:

Hasan Sabbah Şiâ’nın Bâtıniye koluna mensup olup, Şiâ hareketinin gelmiş geçmiş en büyük bozguncularından biridir.
Asya’da ilk defa kelimenin tam anlamı ile anarşizmi o kurumsallaştırmıştır.
Alamut Kalesi’nde sistematik bir biçimde her türlü terör hareketlerini plânlamış, uygulama sahasına koymuştur.

Marco Polo, Alamut'un fedailerini anlatıyor;
Alamut Kalesi, kalenin şeyhi Hasan Sabbah ve Sabbah'ın cenneti andıran bahçesi hakkındaki en etraflı bilgiyi, 13. yüzyılın meşhur İtalyan gezgini Marco Polo verir.
Polo'nun seyahatnamesinden Hasan Sabbah'ın Alamut'ta kurduğu sistemin işleyişinin ana hatları:

‘‘Şeyh, kalenin arkasındaki uzun vadiyi zamanının en güzel bahçesi haline getirmişti. Dünyaya meydan okuyormuşcasına yükselen Alamut Kalesi'ni aşmadan buraya girmek mümkün değildi. Vadide birbirinden zarif köşklerle şarap ve süt akıtan çeşmelerin arasında en nadide çiçekler açar, ağaçlar yükselirdi. Her köşeye, dünyanın en güzel kızlarından bir grup yerleştirilmişti. Kızların hepsinin sesi güzeldi. Şarkı söylemeyi, dansetmeyi ve birkaç çalgı çalmayı bilirlerdi. Aşk oyunlarında onların üzerine kimse yoktu.

Yirmi yaşına basmış delikanlılar arasında sağlıklı, gözü kara, tehlikeye aldırış etmeyen ve ruhsal bakımdan Şeyh'e bağlanabilecek durumda olanlar Alamut'a getirilirlerdi. Bunlara bir süre Hasan Sabbah'ın cennetiyle ilgili efsaneler anlatılır, daha sonra teşkilátın büyüklerinden biri tarafından tek tek Şeyh'in huzuruna çıkartılarak törenle tarikata kabul edilir ve Sabbah'ın ayaklarına kapanan genç ‘‘fedai adayı’’ olurdu.

Sabbah, gence içerisinde bol miktarda haşhaş bulunan ama tam formülünü sadece kendisinin bildiği meşhur içkisinden içirir ve kendinden geçen delikanlı ‘‘cennet’’ denilen bahçeye bırakılırdı. Delikanlı bir müddet sonra ayılır, kendisini dünyanın en güzel köşelerinden birinde ve birbirinden güzel genç kızlar arasında bulur, her rzusu yerine getirilir ve bir yandan Sabbah'ın büyüklüğüne tanık olurken bir yandan da sonsuza kadar burada kalmayı isterdi.
Tarikatın büyükleri, gence birkaç gün sonra yeniden uyuşturucu içirirlerdi. Kendinden geçen genç bu defa kaleye taşınır, ayıldıktan sonra ‘‘Vadideki cennete dönmek istiyorsa Şeyh'in istediği işi yapması gerektiği’’ söylenirdi.

Hayal bahçesine tekrar kavuşmaktan başka birşey düşünemez hale gelmiş olan genci Hasan Sabbah'ın huzuruna çıkartırlardı. Şeyh söze ‘‘İlk vazifeni yerine getirmenin ve bana bağlılığını ispat etmenin zamanı geldi’’ diye başlar, ‘‘Bir düşmanımın öldürülmesi gerekiyor ve bu işi sen yapacaksın. Görevini başarıp döndüğünde cennete yeniden gireceksin. Düşmanımı ortadan kaldırır ama onun adamları tarafından öldürülürsen aynı cennette yaşamaya yone hak kazanırsın. Meleklerimi yollar, seni buraya getirtirim. Ama başaramadan gelir, yakalanır
yahut işi bitirmeden öldürülürsen cennetimin kapıları sana kıyamete kadar kapanır’’ derdi.
Öldürülmesi istenen kişi, bütün bunlardan sonra mutlaka ölürdü. Hasan Sabah fedailerinin en çok ses getiren suikastı Selçuklu Veziri Nizamülmülk’ün öldürülmesi idi.

orginalKaynak

kendisini fazlaca arastirmadim, katil midir melek midir bilemem lakin eger bu hikaye dogru ise,
kaynaklar dogru ise zekaya tapmak lazim :s

yine gelecegim arastirmaci ruhumla ;)

sevgiler .)