lan mal mısın Sirius? napion sen :s uzaylı hiç muktedir der mi allaam yarabbim yaa :s
eveeet Saba yuzunden buradayım :D 
tamam merak ediyorum, piskoljimin hazir olup olmadigini da bilmiorum :/
gerci benim ki biraz hazir olabilir de, birilerinin (Dante) hazir olmadigi kesin -ahsuahsu taam dur-
asagida Sirius'tan itinayla okuyup, caldigim bazi kisimlar var,
tamam eyvallah bi kac kisim hakkaten kaptirdim ben de, 
ama be Sirius, annecim gerizekali misiniz? 
Oraya uzaylilarin agzindan metin dosemissiniz kuzum  :s
ama yani bes yasindaki kardesim bile (ki bes yasinda bi kardesim yok) okusa 
'aa abla sen mi yazdin' der :s o derece sikindirik olmus annem, 
duzeltin onu hadi kuzum bakın merak ediyoruz  ama :/


tamam civitmadan geçelim yazıya, ama sonlara dogru yaran yazim tuhafliklari var :)
yani kalksin bi uzayli desin ki, bundan muktedir buna tekabul..
olur mu lan oyle sey ahshsush


"..Zarar vermek ya da tahakküm altına almak gibi ilkel niyetler bir yana, yönlendirici bir içeriğe / etkiye bile sahip değildir. 
Bizim için uygun gördüklerini; ikram edercesine ve sadece bir öneri olarak sunmaktadırlar. 


Ayrıca, kendilerine yöneltilen soruları (medyumun ve hazır bulunanların sorularını) içtenlik dolu bir iyimserlikle, bizim anlayış kapasitemizi ve bilgi birikimimizi gözönüne alarak, hatta inançlarımıza saygı duyarak yanıtlamaktadırlar.

Bir başka neden de; onların sundukları bilgiler arasında, kanal vazifesi gören ve bilimsel bir geçmişi olan Dr.Norma J. Milanovich’in hiç bilmediği verilerin / bilgilerin de bulunmasıydı. 



Bu nitelikli bilgileri Dr.Milanovich ve grubu araştırdıktan sonra, onların da doğru olduğu ortaya çıkmıştır. Verilen bilgilerin akışı içinde yer yer karşılaşılan bu durum, bizim gerçekten; elde edebileceğimizin çok ötesinde bilgilere sahip bir kaynağın sunduğu bilgilerle karşı karşıya olduğumuza güvenmemizi sağladı.


Arkturuslular’ın aktardıkları bilgilerden anlaşıldığı kadarıyla; Dünya beşerine ve Dünyada Yeni Çağın doğuşuna hizmet etmek gibi evrensel bir misyonları bulunmaktadır. 


Onlar, bu misyonları çerçevesinde, sadece misyonlarının kapsamına gelen bilgileri sunmakla kalmamış, aynı zamanda; ne kadar sıradan olursa olsun, kendilerine sorulan her soruyu nazikçe ve saygıyla yanıtlamışlardır. Bu cümleden olmak üzere, fiziksel görünümleriyle ilgili bir soruyu şöylece yanıtlamışlardır:

Bizim boyumuz, sizin ölçülerinize göre, ortalama bir metre uzunluğundadır. 

Biz, ayrıca, çok inceyiz; ince ve zayıf bir tür olarak görünmeyi yeğliyoruz. 
Hepimiz birbirimize çok benzeriz ki, böyle olmayı kendimiz seçtik. 
Çünkü, biz; kendini başkalarıyla kıyaslamak gibi önemsiz şeyleri epey zamandır aştık. “TANRI’nın ve evrenlerin bütünlüğü” kavramını idrak ettiğimizden; farklı olmaya çalışmak, artık bize ilginç gelmemektedir. 
Cildimiz yeşilimsi bir renkte görünse de, bu görünüm aslında aldatıcıdır. 
Dünyanın algılayabildiği dalga boyları nedeniyle, bazı dünyalı gözler bizi böyle görür. 
Ama aslında, sizin gezegeninizde görünmeyen bir rengimiz vardır. 


Ellerimizde sadece üçer parmağa sahibiz. 
Çünkü, daha fazlasna ihtiyacımız olmadığını gördük.
 Bu üç parmak, bedenimizin fiziksel manevralarına ve zihnimize karşılık verirler.
 Biz, eğer istersek, yerçekimine de karşı koyabiliriz. 
Bu durumla bağlantılı olarak da; sizin “zihnimiz” dediğiniz, ama bizlerin ‘merkezi güç’olarak adlandırdığımız şeyin gücü ile objeleri, (bu üç parmağın hareketiyle) senkronize bir biçimde etkileyebiliriz. 


Biz, evrenlerdeki birçok varlıkların yaptıkları gibi, enerjiyle besleniriz. 
Halkımız (Arkturuslular) düşük düzeyde titreşen besinleri tüketmez. 
Çünkü, düşük düzeyde titreşen besinler yüksek bilinç ve zihin halleriyle ilgili duyuları hissizleştirir. Aldığımız bazı besinleri betimlemek gerekseydi,  onları; 
sizin gezegeniniz Dünyada sahip olduğunuz minerallerin bazılarına benzetebilirdik. 


Uzay gemimizin aygıtlarıyla, her türlü titreşim bileşimindeki besini üretebiliriz ve sizin (Dünyada yaptığınız gibi); tadlar, kokular, damak lezzeti vb. üzerinde durmayız. 
Bizim (etkinliklerimiz) için gerekli olan titreşim düzeyimiz düştüğünde, ruhumuza uygun en yüksek nitelikte enerji ve titreşimin bir karışımını yaparız.”


    -Gözleriniz ne renktir ve sizin asıl görüş aracınız onlar mıdır?


“Gözlerimizin rengi; sizin, koyu kahve, hatta siyah renginize benzer.
Bizim güneşin, belli bazı ışınlarından gözlerimizi korumak için bu renge gereksinimimiz vardır. Bunlar, bir anlamda; telepatik yeteneklerimize zarar verebilecek belli enerji ışınlarını filitreleyen koruyuculardır.

Hazır, telepatiden söz açılmışken; onun, bizim esas algılama şeklimiz olduğunu da belirtmeliyiz.

Gözlerimiz ise, bilgi girişi için ikincil kaynaktır. 


Gözler, aynı zamanda, ‘ruhun pencereleri’dir. 
Gözlerimizin bir başka işlevi de, aynı anda, iki ya da daha fazla yerde bulunmaya muktedir olmasıdır. Bu, bizim içsel ve dışsal görüşümüzü aynı anda odaklayabileceğimiz anlamına gelir ki, bu durumun telepatik yeteneğimize katkısı vardır. 
Gözümüzün dış tabakasının ardındaki ‘içsel-sezici’; içsel realiteyle bağlantı kuran bir bölümdür. Dışsal göz mercekleri ve renk, içsel realiteyi kuşatan enerjiyi ve onun yoğunluğunu algılar.”Gözlerimizin başka bir filitreleme görevi de, niteliklerimizi etkileyebilecek düşük titreşimsel duyumları ve enerjileri engellemektir.  


eveeet burda basliyoruz uzayliya sorduklari abuk sorularla ve daha da kotusu onlarin abuk cevaplariyla :D


- Sizin de bir kalbiniz var mı? Metabolizmanızın doğası nedir?


“Evet, bizim de kalbimiz var. 
Bu, evrendeki pek çok varlığın sahip olduğu bir özelliktir. 
Kalp, evrensel kilitlerin anahtarlarını barındırır. 
Kalp, Yin ve Yang enerjilerin (ya da pozitif ve negatif enerjilerin) dengesini içerir. 
Hepimizin kalplerinin bizleri TANRI’ya götüreceğini söylediğimizde,
sizinle aynı kökendeniz. 



Bizim yeniden uyanıştaki rolümüz, Dünyadaki birçok kardeşimize (kardeşimiz!?:) 
‘kalbini dinlemeyi’ öğretmektir (kalbini dinle annem) ve sizin de yakında bu eylemin gerçek önemini keşfedeceğinizi umuyoruz (bir uzaylının umudu)


Metabolizmamızın doğasına gelince (öhöm); bizim metabolitik hızımız sizinkine oranla çok daha yüksektir. 
Bu daha yüksek varoluş halinde, biz günlük ilişkilerimizde, çok daha fazla aydınlanma bulabiliyoruz.  Bu durum kendini; sağlığımızda, görünüşümüzde, uzun ömrümüzde ve ayrıca telepatik yeteneklerimizin doğuşunda yansıtır. Siz de yüksek bilinç hallerine doğru ilerledikçe, metabolitik hızınızın arttığını göreceksiniz (inşallaaah). Bu farkındalıktan kaynaklanan yükselme, fizik bedeninize yeni ruh halleri ve yenilenme getirecektir.”


-Siz, bizim sahib olmadığımız hangi duyulara sahipsiniz? (eşşeğin..)


“Tanımlamaya çalıştığımız ve içsel göze ek olarak, içsel işitme yeteneğimiz de vardır. 
Zamanın başlangıcında, bizim bu yeteneğimiz henüz gelişmemişti, :'( kiyamam ki ),
ama, zamanla ve kararlılıkla bu içsel duyuyu güçlendirebildik ve teleetik yeteneklerimizi bile aşan işitme duyusu geliştirdik.”



-Dünyada Gerçekten Ne Yapıyorlar? (vur patlasin cal oynasin aq napacaklar)


Bir ve Tek Olan Bütünsel’in tezahürlerinden (bir uzaylının tezahür demesi :s) başka birşey olmayan tüm varlıklar, evrensel Yardımlaşma ve Dayanışma Yasası (EYDD o ne aq) gereği birbirine yardım etmekle yükümlüdür (8.maddenin 6. fikrasi gereği).
Dolayısıyla yaratılmış olan herşey birbirinin gelişim aracıdır.
Bu yardımlaşma işlevi; bazen sürtüşme (sürtüşme derken :s) / çatışma şeklinde olabileceği gibi, coşku dolu huzur içinde (coşku dolu huzur içinde??) ve karşılıklı sevgi ve saygıya dayalı ilişki (karşılıklı empati tabii) / etkileşim içinde de gerçekleşir.
Ayrıca, ‘uyanan’ varlık, ‘uyanmakta’ zorluk çekenleri uyandırmaktan sorumludur; (yoo ben sahsen uyaniyorum mutemadiyen ama birileri uyanmamakta direnc gosterio her sabah :))) bilmenin, daha çok bilmenin ve şuurluluğun (şuursuz! in lan arabamdan!) gereği budur. İşte bu kapsamda, evrenlere (evrenlere?) yayılmış durumda bulunan değişik şuur düzeyelerindeki varlıklar (şahsen ben şuursuzum) birbirlerine yardım ederler. Bu evrensel yardımlaşma çerçevesinde, bugün dünyada (yine onların ifadesiyle) (onlar uzaylılardan 
Arkturus 'lar oluo burda) 1000’den fazla değişik branşta varlık grubu etkinliklerini sürdürmektedir, hem de binlerce yıldan beri..


“..Dünyaya temsilci gruplarını yollamış her yıldız donanması, gezegenin doğum sürecinin farklı bir veçhesinden (uzaylıdan veçhe sözcüğü) sorumludur. Bizimki ise, zihinsel öğretim programıdır.
Daha yüksek bir bilgi düzeyinin ortaya çıkmasını sağlayacak yeni bir öğretim programını sizlere aktarma sürecindeyiz.”

“Biz buraya, dünyalı kardeşlerimize (dünyalı kardeşlerimiz!?:s) duyduğumuz büyük hayranlık ve sevgiyle geldik ve önünüzde uzanan birçok durumla, daha büyük bir kolaylık ve uyumla başa çıkmanıza yardımcı olabileceğimizi umuyoruz.
Tarihin bu anında, Dünya gezegenindeki misyonumuz; sahip olduğumuz eğitim kavramlarından size uygun olanlarını (biz çünkü embesiliz) Dünya beşerine aktarmaktır. Biz Arkturuslular (ve biz dünyalı kardeşler) bu öğretim programının tasarımcılarıyız. Bizler ‘öğrenim yapısı’ konusunda uzmanlarız ve birçok yeni bilgiyi Dünya’ya iletme konusunda öncüleriz.”

“Sözünü ettiğimiz bu misyon, dünya ortalama realitesinin bir üstündeki realite boyutuna (5.ci boyuta) girebilmeleri için, dünya beşerine yardım etmektir. Biz ARKTURUSLULAR sizin kardeşleriniz olarak geldik
(lan!??) Biz, çoğu dünya insanının hala yadsıma aşamalarında olduğunu gözlemliyoruz.
Bu bizi düş kırıklığına uğratıyor (annem yapma kıyamam minnoşArkturuslum) ama bu duruma müdahele edemeyiz; çünkü, biz sadece yardım etmeye programlanmış durumdayız.”



“Biz sizin yolunuza saygı duyuyor ve 3.cü boyut bilinciniz içinde, bu yolculuğu kolaylaştırıp, hızlandırmak için burada bulunuyoruz. Biz, evrenlerde sizlere benzer bir yolda olan tüm kardeşlerimize (bak yine! la ne kardeşi) yardımcı olmak üzere görevlendirildik. ARKTURUS öğretmendir (örtmenim). Arkturus öğretileri, insanları ve öteki Işıktaki Varlıkları kendi ‘kapanlarından’ kurtarıp, özgürleştirecektir.”


“Bizim misyonumuz; uzaylı kardeşlerimize aydınlanma getirmek üzere Dünyaya gelmektir. (he oldu aq :s)
Bunu başarabilmek için, bizim sürekli olarak, Gemimizi terkedip, Dünya katında tezahür etmemiz gerekir. (tezahür? :s)


Biz Arkturuslular 4. ve 5. boyutlardan geliyoruz ve sizin boyutunuzda var oluyoruz.

Biz kendimizde, daha yüksek boyutlara doğru gelişme sürecindeyiz.

Biz, Dünyalı kardeşlerimizin 5.ci boyuta mümkün olduğunca az acıyla geçmelerine yardımcı olmak üzere buradayız. (sctik bence :S demek ki aci varmis :s lan lan lan!)

Sizin bu dönemden başarıyla geçmenize yardımcı olmamız, otomatik olarak bizim gelişim sürecimize de yardımcı olur. (aq bide burdan başarıyla geç uff :(

Evrenlerin ve yıldız sistemlerinin uyumlanışında, tüm Varlıklar tekamül sürecinde birbirine yardım ederler. (tekamül hem de?)

Bu çerçevede, bizler; tüm insanlığın titreşim frekanslarını Yeni Çağa uyum sağlayabilecek kadar yükseltmek üzere sizlerle işbirliği halindeyiz.

Kardeşlerimizin kaderi olan, yüksek boyutlarda yaşamalarına yardımcı olmaya; 

bu çerçevede, TANRI’nın planını ve Kutsal Yazıları gerçekleştirmeye kararlıyız.”
(yaw bu kismi bana tarikatcilarin beyin yikama seysi gibi geldi :s kardeslerimizin kaderi olaaan..)



“Dünya beşerinin bir kısmı, gördüğümüz kadarıyla; gezegeni de kuşatmış bulunan olumsuzlukları oluşturan kendi korku ve kuşkularının tutsağıdır.

Biz onları bu illüzondan kurtarmak ve en sonunda özgür kılmak için, kendi (ruhsal) rızalarıyla buraya getiririz.  ( ney :s )

Bu uygulama, misyonumuzun ve yüksek amacımızın gereğidir.”

“Vicama (pijama?) dediğimiz bu küçük taşıtların amacı;
Dünyanın enerji noktalarına ulaşıp, onları yeniden aktive etmektir.
Yerkürenin içine açılan böyle bir çok ‘kapı’ vardır ki, Dünyalılar daha yeni yeni bunları öğrenmektedir. (biliyodum! euraka! euraka!)

Yerkürenin enerji alanlarına açılan bu kapıların, çoğu yüzyıllardır, sanki uykudaydı.

Biz, bu basınç noktalarından akan elektromanyetik enerji hatlarını yumuşatmak ve eğer gerekiyorsa, akımları yeniden odaklamak için bu ‘vicama’ları kullanırız.
(biz de picamalari)

Zaman zaman gezegeninizde yapılan bilimsel çalışmalar yüzünden enerji akımları uyumsuzluk içinde bulunur.  (way aq demeeek sizdiniiiiz)

Bunun bir örneği, nükleer güç santralleridir.
Bu santrallerin bazıları öyle güçlü enerji akımı yayar ki, bunlar gezegenin doğal-uyum enerji kuvvetleriyle karışır.

Bu durum ortaya çıktığında, gezegendeki elektromanyetik kuvvetlerin dengesi bozulma tehlikesiyle karşı karşıya gelir.

İşte o zaman biz,’vicama’ dediğimiz araçlarımızla bu santrallere gider ve uyumsuz akım üretenlerini (onların bilgisayarlarını ya da güç santrallarını) yeniden programlarız.

Bazen bu operasyonumuz çok az farkedilir, bazen de değişiklikler çok çarpıcı olur.

Bu da bazı Dünya sakinlerini telaşlandırır. (bazi dünya sakinlerini?)

Biz bunu; görev duygumuz ve gezegeninize ve sizlere olan sevgimizden yapıyoruz.
(kuzzzuuuum)

Bunu yapıyoruz; çünkü, bu Dünyayı, onu yüzyıllardır dengede tutmuş elektromanyetik akımlarla uyum içinde tutmaktadır.

Bu ‘vicama’ araçlarımızın birçok amacı vardır. Onlar Yıldız-Gemimiz ile gönderildikleri hedefler arasında başlıca iletişim araçları olarak da kullanılır.

Buna ek olarak; onlar, yaptığımız yolculukların bir bölümünde bizim başlıca yaşam destekleme sistemlerimizdir.
Bu araçlarımız, Dünya gezegeninde yakın geçmişte kullanılmaya başlanan aerodinamik ilkeler kullanılarak tasarımlanmıştır.

Yeri gelmişken; eğer size, Dünya gezegenine aerodinamik konusundaki mevcut bilgiyi veren kaynağın Arkturus olduğunu söylersek, sizi şaşırtmış olurmuyuz.
(esprituel uzayli ihiihii)


Ama aerodinamk ilkeleri uygulayışınız, hala onların bizim uygarlığımızda uygulanış biçiminden çok uzaktır. (dedik ya biz embesiliz ondan oluyo) 

Zamanın başlangıcından beri gezegeninizdeki birçok varlığa epey bilgi aktardık.
(hic de diil bizim okullar ne kadar gec bitti aq)
Onlar bedenli haldeyken, çoğunlukla bu keşiflerin onurunu üslendiler,
ancak, aslında yaratıcı fikirlerin kaynağı daha yüksek bir ortak bilinçtir.
Geçmişte, sizden bazı ruhları, teorik ve pratik bilgi alış-verişi amacıyla uzay taşıtlarımıza getirmiştik.”  (itiraf no 1.) (laaaan :sSs) 

“Biz dünyada çalışmak, üslerimizi işletmek ve görevlerimizi tamamlamak için, beşer gözünün göremeyeceği birçok yeri kullanıyoruz.
(way aq)
Bu yerlerin varlığını sürdürebilmek için, oralara sürekli olarak bir hayli kargo götürmemiz gerekiyor (anneeem yurtici vaar, aras kargo vaaar vermeyin para)
Bizim, ayrıca; AY’da üç üssümüz var ama bu bölgeye artık çok kargo taşımıyoruz.”

(aahshsushs burda yarildim lan o ne uzayli uzulerek ici cekerek itiraf ediyo aslinda bizim ayda da üssümüz var ekiekieki)


Biz, Dünyanın üzerindeki ve içindeki bir çok noktayı enerjilendirmenin sürekli bir görev olduğunu görüyoruz.
Bundan dolayı, yeni kristal yapılar programlamayı ve yaratmayı sürdürmek zorundayız.

Bu kristaller, misyonumuzun çeşitli iletişim vehçeleri için kullanılır. (vehçe yine?)

Sık sık devasa kristal yataklarını gezegende seçilmiş yerlere ekmemiz gerekir (annem biz de ektik ama cikmadi daha :/). Bunu yapmamız gerektiğinde, o noktalarda bir hayli UFO etkinliği görülür. (hiii tamam)
Bunun nedeni, bu noktaların iletişim üsleri haline gelmeleridir ve bizim alınan bilgi ve veriyi elde etmek için, bu yerlere sık sık gitmemiz gerekir.

Eğer şimdi yaptığımız gibi, kristal yapıları üretip programlamasaydık; Dünya, bilinç devriminde bu kadar ileri gidemezdi.”

”Dünyanın Yeni Çağ’a geçişine yardımcı olmak için, sürekli olarak dünyaya ışık frekansları akını yönlendirilmektedir.

Halen, dünya beşeriyetinin bilinçlerini daha yüksek bir düzeye çıkarmalarına yardımcı olmak için, bu frekanslarla bir hayli bilgi de aktarıyoruz.

Dünya bu bilgiyi elektronik enerjilerin vorteks bölgeleri aracılığıyla alıyor ve bu güçleri gezegene ley hatları ve ızgara şeklindeki güç alanları aracılığıyla dağıtıyor.

Biz bunları; beşer bilincinin Yeni Çağ’da taleb edeceği yüksek titreşim frekanslarına yavaş yavaş ayarlanması gerektiği için yapıyoruz.”

”Burada bulunuş amacımız, Dünyalılar’ın yüksek bir bilinç geliştirmelerine yardımcı olmaktan başka bir şey değildir ki, bu, bizim türümüze de yardımcı olacaktır.” 

ahan da 
burda 


ahshduahsusne guldum yarabbim ulan sirius ulan sirius :-*


gittiiiim ;)







2 yorum :

Hiv dedi ki...

huhasuhauhsuh amg! amg! amg!

LoLLa dedi ki...

Hiv :)

Yorum Gönder