26.12.2011

ASLOLAN BUDUR

Kadın fıkır fıkırdır. 
Kahkahaları ortalığı çınlatıyordur. 
Sevdiği dostları, arkadaşlarıyla 
davranışları içtendir, 
samimidir, sıcaktır. 


Kendine özgü bir dünya görüşü, 
kendine özgü bir giyim tarzı vardır. 


Mesleğine bağlıdır. 
Hatta mesleği her şeyden önce gelir. 


Konuşması, seçtiği cümleler, 
espri anlayışı, şakaları 
hani derler ya, 
"Nev-i Şahsına Münhasır" diye... 
İşte kadın da, her şeyi ile öyledir. 
Yani kendine özgüdür. 


Özgürlüğüne düşkündür. 
Ama sınırlarını da bilir. 
Her zaman karşısındaki ile 
burun burna, dip dibe olmayı 
pek sevmez. 


Erkeğine 
"Tek bir kadın" gibi değil, 
"Birçok kadın" gibi davranmasını bilir. 
Erkeği ile her konuda konuşur. 
Onun dertlerini, 
onun anlatmak istediklerini dinler. 


Hatta kendinden önce 
birlikte oldukları kişiler konusunda, 
karşısındaki adamın anlatacakları varsa, 
onları bile dinler. 


Karşısındaki adamın anılarına 
anlayış ve de saygıyla yaklaşır. 


Ama karşısındaki erkekte, 
hoşlanmadığı bir şeyler görürse, 
bunu yerine göre, kırıcı olmadan 
esprili bir şekilde söylemekten çekinmez. 


Adam, kadının bu hallerine... 
Kısacası "Her şeyine" bayılmıştır. 
Her an kadınla birlikte olmak, 
ona yakın olmak, 
ona dokunmak istemektedir. 


Onun her hali erkeğin gözüne 
"Seksi" görünmektedir. 
Işığa tutulmuş pervane misali 
kadının yanından ayrılamaz olmuştur. 


Ama bir süre sonra, 
kıskanç olmadığını söylese bile, 
kadını, kadının çevresindeki herkesten 
kıskanmaya başlar. 
(Sen sanki yalnız mısın?
Çevrende hiç arkadaşın yok mu?)



Kadının meslektaşları ile olan dostlukları bile 
erkeği çileden çıkarmaya başlar. 
(Senin iş yerinde karşı cinsten arkadaşların
hiç mi yok yani?)



Kadının giyim tarzını açık bulup, 
değiştirmesini ister. 
(E-hani çok beğeniyordun giydiklerini?)


Sıklıkla telefonlar açarak 
kadının nerede olduğunu öğrenmeye çalışır. 
(Önceleri sadece duygularını,
hayranlığını, beğenilerini, özlemini
söylemek için telefon açıyordun ya?) 



Onun neşe dolu kahkahaları içini ısıtıyordu. 
(E-şimdi yavaş gül diyorsun?!)


Onun esprileri, konuşma tarzı 
içini sıcacık duygularla dolduruyor, 
anlattıkları seni güldürüyor, 
neşelendiriyordu. 
(Şimdi "O" esprilerini patlattıkça,
Hele de yanınızda birileri varsa,
resmen rahatsız oluyorsun!)



Herkesin "Onu" beğenmesi 
seni gururlandırıyordu. 
(Şimdi başkalarının "Ona" olan ilgisi,
hayrola? Seni huzursuz ediyor ya?!)



Onu yapma, bunu etme, şunu giyme!!! 
Sen resmen değiştirmeye çalışıyorsun o kadını... 


E-değiştirirsen, o ayılıp bayıldığın kadın 
o kadın olmaz ki... 
Sen "Onu" başkalaştırmaya çalışıyorsun. 
O başkalaşırsa, senin hayran olduğun, 
her an birlikte olmak istediğin kadın olmaz ki... 


Onu değiştirirsen, 
Bir süre sonra karşında 
başka bir kadın bulacaksın. 
Ve o kadının 
senin deli-divane olduğun kadın 
olmadığını göreceksin. 


Hatta onu 
olmayacak nedenlerden dolayı suçlayıp 
"Değiştin sen" diyeceksin. 
(Oysa o değişmedi,
değişmek istemedi ki...
Onu sen değiştirdin.)



Karşında değişik bir kadın 
görmeye başladıkça da, 
ona karşı olan heyecanını 
kaybedeceksin. 
Ve bir süre sonra da, 
gözün başkalarına kayacak. 


Ama kadın kişilikliyse, 
kendini değiştirmeyecektir. 
Buna fırsat vermeyecektir. 
Eğer erkeğin aklı varsa, 
böyle bir birliktelik 
"kişiliğe" duyulan saygıyla 
devam edecek, 
yoksa bitecektir. 


Bu durumu, 
bu davranışları 
"tersine çevirirsek", 
yani kadın 
kıskançlıklarıyla, 
baskı kurmasıyla, 
hesap sormasıyla, 
adamı boğmaya başlarsa... 


O ilk günlerde 
kılığı-kıyafetiyle, 
bakışları, gülüşleri, 
kendine özgü davranışlarıyla 
kalbini deli gibi çarptıran adamın 
her şeyini kısıtlamaya, 
değiştirmeye kalkarsa, 
zaten o adam 
onu heyecanlandıran, 
buluşma günlerini iple çektiği, 
her an dokunmak istediği 
adam olmayacaktır. 


Oysa herkes kendi kişiliği ile kalsa... 
Kimse kimseyi değiştirmeye kalkışmasa... 
Herkes birbirini olduğu gibi kabul etse... 
Birliktelikler daha uzun ömürlü, 
daha heyecan verici olacaktır. 


Zaten sırf karşısındakinin 
isteklerini yerine getirmek, 
onu kırmamak, 
ilişkiyi bozmamak için 
değişikliklere boyun eğilse de, 
inanın, ileriki yıllarda 
herkes "bir şekilde" 
aslına dönecektir. 
Bundan şüpheniz olmasın. 


Ben de bazı ilişkilerimde 
bu yanlışı yapmalara kalkıştım! 
İçimi titreten, kalbimi çarptıran, 
beni heyecandan heyecana sürükleyen 
adamların bazılarını 
değiştirmeye çalıştım. 
Ama onlar değişti gibi görünseler de, 
bir süre sonra asıllarına döndüler. 


Beni de değiştirmelere kalkanlar oldu. 
Değiştim "sözde"! 
Ama sonradan 
bu "değişim oyunlarından" sıkılıverdim! 


Sakın ola ki, 
"Ne güzel de değişmişti. 
Hay Allah! 
Şimdi yine eskisi gibi olmaya başladı" 
diye hayıflanmayın. 


Çünkü bu; "geçici"... 
"Hatır için"... 
"Cicim ayları" için 
yapılan değişimlerdi, 
ve "kalıcı" değildi". 


Boşuna dememişler; 
"Bir insan 7'sinde neyse 
70'inde de odur" diye... 




*** FÜSUN ÖNAL***

2 yorum :

Efsa dedi ki...

Aynen öyle işte..

LoLLa dedi ki...

EFSA'M..

.... .. ...... .. .
........ ... ...... . .
... ... ....... .... .
...... ...... ..... ..

dimi .)

ooof of

Yorum Gönder