EVERYONE SAW THE BEAUTY,
NO ONE SAW THE PAIN..

çok zekiydim, çok okullar bitirmiştim, önümde çok kariyerler vardı, atom mühendisi gibi bişeydim, 
'seni bir acayip seviyorum' dedi, 'kaçıracam aksi takdirde' dedi, 
"ben beyaz atlı prensinim" dedi, 
2 sene falan deliler gibi yaşadık, bi ara huni bile taktık, o kadar çılgındık, o kadar seviyorduk yani, 
okulu bırakmıştım ben, seve sevişe ölecektik, 
sonradan birden ben uyandım, hiç bir şey yapmıyorduk sadece birbirimizi seviyorduk, 
oysa bi sürü okumuştum, yıllarımı vermiştim, dünyaca tanınacaktım, 
hatta o artık atletle geziyordu evde, 
terk ettim, 
en fazla bilet gişesi amiri olabildim, 
buna da şükür, ucuz kurtuldum"

ahahshsush allaaaam iste hazin son ahashsu bunu kimin yazdigini bilmiorum ama eski dvdlerden birinde buldum
demek ki fi tarihinde de ayni seyler komik geliomus
ahahshs evet bu yazinin ana temasi bu ahhdhsua

allaaaam olucem sandalye tepesindeee
hani malum bu ara hiiiic isim yok,
evde yorulup sirkette dinleniorum ya,
ayşe (özyılmazel)' e sardim
sil bastan ikinci kere okuorum tek tek en basa sarip,
da az once bi yazisina denk geldim,
altima kaciriodum gulerken, tukuruk falan kacti bogazima ya
butun fiziki tepkimeleri yasadim hala da guluorum
hem gulup hem yazmak kollarimi agritti walla niyeyse,

iste surasi ben olduren;

"..Haydaa elime bir paket geçti millet huzura erdi. 
Heyoo! Saç ürünleri. Hem de iki çeşit. 
Biri dalgalı saçları düzleştirici, diğeri bukleleri şenlendirici. Ayy süper yaa! 
Bedavadan saç ürünü, hem de en lazımından. 
Üstelik kuru ya da ıslak saça elinle sürüverdin mi işlem tamam yazıyor. 
Durulamadan, kurulamadan. 
Pes diyorum, anında deniyorum şekli
Bir heyecan bir heyecan. 
Koştum tuvalete... 
Benim saçlarım uzunken ayrı, kısayken ayrı dert. 
Olur olmaz anlarda kabarır, arkadan uzaylı gibi antenlerim çıkar, yan yatsa geri taranmaz. 
Çile bülbülüm çile. 
"Ve aranan malzeme bulundu" dedim. 
Yedi ayrı işlem görüyor, yirmi dört saat etkisini koruyormuş bu ürün. 
Ay deme! 
Ekstra düzleştiricisini döktüm elime, uyguladım saçıma. 
Ya tarifsiz mutluluklar içerisindeyim. 
Yılların derdi sanki son bulacak
Elektriklenmeye son, saça düz görünüm veriyor, şeklini korumasına yardımcı oluyor, göz alıcı bir parlaklık veriyor, güçlendiriyor, o da yetmiyor doğal hareketlilik kazandırıyor
Ben bu gazla dağları deviririm be! 
Aradan yarım saat geçer... 
Allah allah saçımda tuhaf bir şey mi var herkes bakıp bakıp gülüyor. 
Yine koştum tuvalete. 
Saçımda göz alıcı bir kabarıklık söz konusu.
 Dalgalı saçlarım hiç bu kadar kıvırcıklaşmamıştı. 
Merinos Koyunu halt etsin. 
Ya nasıl olur ya? 
Tamam vaad edilen gibi doğal bir hareketlilik söz konusu. 
Hatta doğallığın doruklarındayım da fazla hareketlenmedik mi abicim. 
Bu ne saç, bu ne rezillik
Eyvah bu zıkkımın şekil koruma özelliği de vardı değil mi? 
Amanın! "Arkadaşlar ben kuaföre şeedeceğim, malum durum gayet açık. 
Halk arasına çıkmama imkan yok.
Pek kıymetli okuyucu... 
Diyeceğim şu ki, siz siz olun bedava mal baldan tatlıdır demeyin, benim durumuma düşmeyin. 
Üç milyonluk jöleyi basarsın, karizmayı toplarsın. 
Bu kozmetik dünyası şaşırmış aman taklaya gelmeyin."

ahahshshsushau ayşe yaaaaa aniriorum resmen gulerken ahahshsushs allaaaaaam

buyrun hepsi burda yazinin

26.01.2012

köpekDoğumu


DOGUMDAN ÖNCE VE 2 AY İÇERİSİNDE  DİKKAT ETMEMİZ GEREKENLER

1 -ASLA ANNE KÖPEK ALTINA GAZETE KAĞIDI VEYA TALAŞ KOYMA ÇARŞAF GİBİ İNCE BATTANİYE ÖRTÜ SERME

2- anne köpeğin altına 4 metre kare ölçülerinde kalın toplayamayacagı halıfileks  koy bunuda 15 günde bir değiştir, anne yavruladıktan sonra halının etrafını bir şekilde çevir yavrular dagılmasın halıdan dışarı çıkmasın engelle

3- ASLA ANNEYİ BAHÇEDE TOPRAK ÜZERİNDE DOĞUM YAPMASINA İZİN VERME

4- anne köpeği  dogumdan sonra üç gün içinde yıka kurala kurulanmış şekilde yavruların yanına gönder.

5- anne köpeğe sürekli yiyeceği mama ve temiz yemek artıklarını mamaya karıştıracak şekilde verebilirsin.

-- yavruları ısıtmak için kesinlikle yakın yerlere ısıtıcı koyma yavruların solunum yolları kurur ve ölebilir

6- anne için sürekli yogurt - süt ve temiz su bulundur bunlar yavrulardan uzakta dursun döküldüğünde yavrulara zarar vermesin

anne sürekli olarak yattıgı yeri temizleyecektir bu durumda yavrular gazetenin altında kalacak memeye ulaşamayacaktır. 

battaniye ve çarşaf şeklindeki malzemelerde aynı şekilde annenin altında toparlanıp yavrunun bu malzemeler arasında boğulmasına memeye ulaşmasına engel olacaktır.  
ilk  üç saat içinde beslenemeyen yavrular ölecektir. 

yine bahçede dogum yapan anne yeri kazarak sürekli yer açmaya çalışacak bu arada etrafa dağılan kumlar veya talaşlar yeni dogan bebegin solunum yollarını tıkayarak ölümüne sebep olacaktır.
betonda doguran yavrularda kış mevsimi ise yine soguktan donup ölebilirler

7- sürekli her yıl damızlık olarak kullanılan anne artık yavru büyütmekten bıkmıştır  bilinçli şekilde yavruları burnuyla iterek beslenmelerini engeller ve yavruları öldürür. yavruları fırsat buldukça annenin memesi önüne koy sıkça kontrol et

8- anne insanların yavrularını sevmesini kıskanır  ve yavruların üzerlerine yatarak yada burnu ile iterek yavruların beslenmesini engeller öldürür.

9- anne iyi beslenmediğinden süt yapmak için bazı yavrularını yiyerek beslenir ve yavru sayısını azaltır.

10- anne köpek barınagı temiz tutmak için yavruların kakasını yiyerek barınagı temizler asla bunun için anneyi azarlamayın kızmayın.

11- ölen yavru var ise asla anneye yakın bir yere gömmeyin anneden uzak yerlere gömün anne ölümü kabullenmez gömülü yerden yavruyu çıkartabilir.

12- yavrular genelde 25 günlük olunca bagırsakları kurtlanmıştır en geç 30 günlük olduklarında eczaneden kontil parazit şurubu al ve yavruları üç gün parazitlere karşı aşıla aksi takdirde yavrular parazit zehirlenmesinden ölecektir.
Bu kaçınılmaz bir gerçektir parazit şurubu kullanırken 4 lük bir şırınga al iğnesini iptal et şurubu şırınganın 2. büyük çizgisine kadar çek yavruya agızdan ver bunu üç gün tekrarla 15 gün sonra bir daha tekrarla asla şırınganın 2. büyük çizgisini daha fazla geçme aslında kullandıgın bir zehirdir fazlası yavruyada zarar verecektir. 

ilk aşılar için 45 günü geçirme mutlaka veteriner hekimden yardım iste bir hastalık gelir tüm yavruları öldürür. aynı şekilde anneyide parazitlere karşı aşıla

13- yavruların yanına her gelişinde elini yıka ayakkabılarını değiştir dışardan gelen başka köpek sahiplerine ve ziyaretçilerede aynı şekilde temizlik kurallarına uymasını sağla .

14- yavrular 50 günlük olduklarında sahiplendir yoksa evin içerisi kaka kokusundan girilmez olacaktır anne artık dişleri çıkan köpekleri emzirmek istemeyecek kaçacaktır.

15- yavrular 50 günlük olduktan sonra anne köpek yediklerini kusar ve yavruları normal yemege alıştırır yavru köpekler annesinin kustuklarını yer buna engel olma bu katı yemek yemeye hazırlıktır.

kaynak

tutmayiiiin beniiiii
araf zamani'nin setine gidiceeeem
allaaaam Kazım Koyuncu 'nun 'işte gidiyorum' sarkisiyla nasil da butunlesmis o surat :(

izlemicem diziyi walla billa :(
ahan da buyuk yemin ettim :s

efeniiiim gunaydinlaaaar kiprislardan

kisaca ben eve bi kedi aldim, evimin dort ayakli guzel kulakli bi sahibi olmasina ragmen :/
bastan baslayalim;

efenim eve kedi geldi,
gelir gelmez de bizimkinin zaten dusmek uzere olan gozleri daha da buyudu
anaaaam bu ne bu ki anne der gibi bakmalara basladi
kediyi yere koymamla bizimkinin depara kalkip ustune atlamasi ayni anda oldu :s
ama ben ne hayallerdeyim kucagimda kedi, eve gelirken :/
iste efenim bunlar ben ise giderken beni ugurlayacaklar,
sonra uslu uslu birbirleriyle oynayacaklar,
aksam geldigimde beni karsilayacaklar bi koluma biri, diger koluma biri yatip uyuycak falan filan
nerdeeee
birbirleriyle sadece bes dk yanniz kaldilar evimin erkeginin yuzu yirtildi kedinin tuyleri dokuldu :s
yani oyle iyi anlastilar ki,
bir daha birbiriyle muhattap dahi olmadilar,
biri masanin altinda digeri deri kanepeye tirnaklarini gecirmis halde oyle birbirlerine baktilar durdular :)

ama veterinerimizin tavsiyesiyle ilk bes gun soyle anlasabildiler;

efenim kediyi eve gelir gelmez, kafesinin icine koyduk
kafesi de salona evimin erkegimin gozunun tam onune koyduk,
evimin erkegi gitti geldi kokladi havladi hirladi, kediyi kafeste tislatti pislatti
iki gun boyle gecti,
aksamlari da kediyi banyoya sepetine koyduk, uyuttuk sicacik
dorduncu gun evimin erkegi havlamamaya, kedi de tislamamaya basladi,
kediyi cikardik kucagimiza aldik, evimizin erkegine koklattik
altinci gun artik bana daral geldi ve kediyi saldik salona :D

iste nolduysa o anda oldu,
birbirlerine caktirmadan sevgi gosterilerinde bulunan iki dort ayakli, sanki ayaklari atip kanat takan canavarlara donustu :s

oldu mu sana salon savas alani :)

en son evimin kucuk siyah erkeginin yuzu kanadi,
kedinin de yer yer tuyleri dokuldu
dedik bu is olmayacak :/

ama siz siz olun yaptigim gibi, tavsiye edilen gibi kafes yontemiyle alistirmaya calisin
ve en onemlisi BU SUREYI UZUN TUTUN

ps: kediyi verdik evimin erkegi rahat nefesler aldi
kedi de diger arkadaslarinin yaninda, sicak trafoda yasamakta aldigim en son duyumlara gore



21.01.2012

yok artik


alin iste bu da karisi !
bööhghhüüüü ben aglamaya gidiyorum



Evet bu ulkede Saruhan Hunel var..
Ustune tanimam adamin,

Oyle yakisikli ki,

Sadece saf yakisiklilik degil, adam huzun bakiyo resmen,

Bu adama sahip olan kadin ya asktan ya da kederden olur bence..

O nasil bi guzelliktir bi adamda yahu,

Bi baksa oldugu yerde cakilir kalir insan,

Imkansiz kederli askin diger kahramani gibi,

En agirindan sevdalanacak bi adam gibi sanki,

Hani boyle acili, agdali, kederli asklarin adami,

Aglatir aglar sever kiskancliktan ofkeden olur..

Taa ne zaman bi yazi yazmistim, ki bulamadim 

Saruhan Hunel gelsin agzimi yuzumi dagitsin sonra da yanima oturup aglaya aglaya yuzumu gozumu opsun 
istiorum diye, abartmisim biraz tabii :)


Bu adamin askini herhangi bi kadin kaldiramaz gibi,

Agir abla olmali, huzun huzun bakmali sessiz sessiz aglamali,

Yeri geldiginde ustune saldirip aglaya bagira kavga etmeli adamla,

Ole bayila sevismeli ciglik cigliga,

Ugruna olurum'u gercekten dile getirse,

Kisaca Saruhan Hunel'in yuzu asirlik acilar gibi anlamli, guzel,,


Allah sahibine bagislasin en icten dileklerimle :)


Ps: kafam birazcik iyi olsa neler neler yazilir o yuzun guzelligine..

enÖnemliSonradanGelenEdit: ergenler gibi adamin fotoslarini topluorum, caliorum ve kaydediorum dogru :/

Hadise' nin gozleri cok mu buyuk bana mi oyle gelio israrla?
kiskanio da olamam kadini, zira masallah zeyna gibi :s
ama hageden gozler majalla soyle bi acsa onlari eyvah eyvah
bakan kut diye duser olur aninda korkudan

ps: evet takma kirpiklerden,
de annecim oyle takilmaz ki onlar,
yanlis boyut secmissin :/

ahhaaah simdi niye bok attiysam kadina onu da anlamadim :)

xX


??
budur.

19.01.2012

..

bazen oyle cok yanar ki can,
caninin acidigini dahi farkedemez,
iste tam da o noktadayim yillar sonra..
cok mu gec diyen sese kulaklarimi tikayali cok oldu,
gerci bozulmamis sesinin guzel tinisi, hic..
ama,,
geç,,
çok,,
bi de işte,,
geç benden..

Ayşe Arman'dan;

"Parmağım parmağını özledi


Son zamanlarda dinlediğim en hoş öykülerden biriydi.

50’lerinde bir erkek arkadaşım anlattı.

Çok ama çok güzel, iç mimar bir Rus kızla bir yıldır flört halindeler, aşk yaşıyorlar.

Tutkulu bir aşk.

Birbirlerini kısa bir süre görmezlerse bile çılgına dönüyorlar. Biri salonda, biri yatak odasında olsa bile. Birbirilerine dokunmadan geçen zamanı kayıp olarak değerlendiriyorlar.

Geçen gün bir kitabevinde kitap bakıyorlar.

Birdenbire kız, adama eliyle çabuk buraya gel işareti yapıyor.

Adam gidiyor.

Kız ona İngilizce "Çıkar onu" diyor, "hemen çıkar..." 

"Take it out" yani... 

Adam şaşırıyor, korkuyor da tabii, o kadar insanın içinde...

Allah’tan kız, arkasından ekliyor:

"Ayakkabını... Ayakkabını çıkar... Baş parmağım, baş parmağını özledi..."

Orada, Remzi Kitabevi’nin ortasında iki sevgili baş parmaklarını birleştiriyorlar."

tabii ben boyle bisey yasasam falan muhtemelen adam bana itici gelir,
niyeyse boyle ani durumlar, arada aşk olmadan cok dertayci olamiorum :s

enemmmm herkes cikioOo hadddii ben de gittim

mmuuaahhh

Ayşe Arman' dan gelio yine;

".."Demek sen benim istediğimi yapmıyorsun, ha! Al sana... O zaman ben de seni kendimden mahrum bırakıyorum... Artık babasızsın... Sahipsiz bir kedisin... Cami avlusuna bırakılmış çocuksun..."

oofff of..
Allah korusun boyle bir durumdan,
dusmanimi dahi..
bilirim ben cunku..
insan kendisini nasil caresiz hisseder,
nasil kalbi gogsunu yirtarak cikmaya calisir aglaya aglaya..
baba der artik cikmaz sesiyle,
affet nolursun der benim sucum degil der,
baksana bana der,
ölüyorum der,
ö lü yo rum..

ps: yoo hamdolsun, binlerce kere sukurler olsun babamin bitanesiyim hala..

ALLAH CANLARINA SAĞLIK VERSİN TÜM ANNE & BABALARIN..

AMİN AMEN TÜM DİL & DİNLERDE..

Veee vee yine Ayşe'den Özyılmazel'den gelioOo;

evet farkedildigi uzere silBastan okuorum herseyi, sirket dedikodularindan kacip kurtulmak icin.
sabahtan beri bi sakinlik hali, bi huzur hali bende, sormayin bile oyle ayan beyan durumdayim,
Ayşe yine can alici yerlerden vurmus muhtesem tespitlerle,
sacimi basimi yoluorum dogru yaaa tabbbbi ya diye diye :/

Aşk nedir ne değildir?

* Peşin peşin söyleyeyim, aşk sakızdan çıkan fal değildir ama kıvamını kaçırınca sakıza dönebilir. 

* Aşk, annenizin ideal gelini- damadı hiç değildir. 

* Arkadaşlarınızın en sevdiği adam ya da kadın da değildir.  
 

* Aşk, göz göre göre delirmektir. 
  

* Aşk, mantığın evden gitme halidir, senin de evlere sığmama halindir. 

* Aşk, gecedir. 


* Aşk insana "Ben böyle değildim, sonradan oldum" dedirten şeydir.  
  

* Aşk, "Hayatımda hiç böyle... yapmadım" cümlesini sık sık kurmanıza sebep olan illettir. 
  

AŞK UTANMAMAKTIR 

* Aşk, öyle filmlerdeki gibi güzel, tatlı, pembiş bir şey değildir. 
  

* Aşk, insanın kendi kendine eziyet çektirmesidir. 
  

* Aşk, yanında olmasa onun kokusunu burnunda hissetmektir. 

* Aşk, kulağından gitmeyen o sestir. 

* Aşk, yıllar geçse de üzerinden onun adını duyunca midenin büzüşmesidir. 
  

* Aşk, yemek yiyememek, iştahtan kesilmektir. 

* Aşk, utanmamaktır. 
  

* Aşk, utanmadan herkesin içinde ağlayabilmektir. 
  

* Aşk, fabrika ayarlarınızın değişmesidir. 
  

* Aşk, defoludur yine de çok pahalıdır. 
  

* Aşk, cebinde beş kuruş olmadan dünya turuna çıkmak misalidir. 
  

* Aşk, ruhunuzun arabeskleşmesidir. 
  

* Aşk, yalancılıktır. Onu korumak için gözünüzü kırpmadan ona buna yalan söyleyebilmektir. 
  

* Aşk, ondan ayrı kalınca teninizin acımasıdır. Sanki dört bir yanınıza iğne batırılıyormuş gibi perişan olmaktır. 


* Aşk, gerçeği asla görmemektir. Gerçeği söyleyenlerden de nefret etmektir. 
  

* Aşk, şarkı yazmaktır. 
  

* Aşk, bütün şarkıları ona yazmaktır. 
  

* Aşk, bütün şarkıları ona söylemektir. 
  

İLİŞKİ DEĞİL ÇELİŞKİDİR 

* Aşk, sırf o seviyor diye türünün dışında müzikleri dinlemektir. 

* Aşk, o yanında olmadan uyuyamamaktır. 

* Aşkın kendisi ise uyanamamaktır... Hatta hiçbir şeye uyanamamaktır. 
  

* Aşk, ipleri kaptırmaktır. 
  

* Aşk, onun bardağından içmektir (ben, başkasının bardağından içemem de). 
  

* Aşk, hep onun tarafında olmaktır. 
  

* Aşk, seni gözyaşlarına boğduğunda bile bir bahane tutturup yine onun tarafında olmaktır. 
        

* Aşk, ilişki değil baba gibi bir çelişkidir. 
                       

* Aşk, yanlışın, yasağın, günahın en lezzetli halidir. 
                             

* Aşk, "Allah belanı versin" derken bunun gerçekten olmasını istemektir. 
                    

* Aşk, romantik, cici bici, rüyaları süsleyen bir zırıltı değil, sonradan kafana dank eden bir kabustur kabus! 
AŞK DÖNEK DEĞİLDİR 

* Aşk, onsuz nefes alamamaktır. 

* Aşk, kendi kusurlarını fazlasıyla görmektir. 
  

* Aşk, onun kusurlarını fazlasıyla görmemektir. 
  

* Aşk, dönek değildir. 
  

* Aşkın nereye koştuğu, hangi durakta ineceği hiiiç belli değildir. 
        

* Aşk, salaklıktır, 'neresi açık adresin, neresi yören' naralarıyla dolanmaktır. 
     

* Aşk, size gerçek arkadaşlarınızı tanıtır. 
Gerçek arkadaş dediğin dengesi bozulmuş aşığın 24 saat yanında olur çünkü. 
              

* Aşk, şuursuzluktur ama güzeldir haaa. 
  

* Aşk, gururu rafa kaldırmaktır. 

* Aşk, ellerinde çiçekler kapısında sırılsıklam beklemektir. 

* Aşk, hayaldir. 

* Aşk, hep aynı şeyleri yapıp sıkılmamaktır. 

* Aşk, takılıp kalmaktır. 
                 

* Aşk, düzenini bozmaktır. Bozarken de gocunmamaktır, sonra kafanı duvardan duvara bulmaktır. 

* Aşk, kalbine yaptığın görülmeyen bir dövmedir. Nereye gidersen git, ömrünün sonuna kadar seninle gelir. 

* Aşkın ömrü üç yıl falan değildir. O, olsa olsa ilişkinin ömrü olabilir. 

* Aşk, ayrıldığın zaman fark edilir. 
  

* Aşk, zeka seviyesinin düşmesidir. 
                       

* Aşk, yemek yapmaktır. 
                                               

OTOBÜSÜ BEKLEMEKTİR 

* Aşk, futbolun ne muhteşem bir spor olduğunu düşünmeye başlamaktır. 
        

* Aşk, dedektif olmaktır. 
  

* Aşk, falcılara abone olmaktır. 
  

* Aşk, kusmaktır. 
               (hem de aglaya zirlaya)

* Aşk, dokturunuza danışmadan aldığınız bir ilaçtır. 

* Aşk, dibine kadar saçmalamaktır. 
                 

* Aşk, onu merak etmektir, aramadan, haber almadan duramamaktır. 
                                

* Aşk, ne yazık ki gelmeyen otobüsü beklemektir. 

* Aşk, kendini kandırmaktır. 
           

* Aşk, 'Yakarım Roma'yı da yakarım' durumudur. 

* Aşk, neye niyet neye kısmet ama ille de İsmet'tir. 

* Aşk, sana ne yapmış olursa olsun hâlâ onun dönmesini istemektir. 
    

Veee vee ve Ayşe Özyılmazel' in tam tamina tespitleri:
Peki bu kadın yakan İtalyan erkekleri ne ister acaba? İşte İtalya yollarına dökülecek, azimli kızlara benden hizmet. 
 İtalyan erkekleri her şeyi ve tüm kadınları ister, hem de aynı anda. 
 Kendilerini kadın zanneder, cilveleşmek isterler. Kırıtırlar. Flört isterler. 
 Hayallerindeki iş; gün boyu mavi boncuk dağıtmaktır. Gerisi yüktür, zordur, güzelliklerine zarardır. 
 Üç saat içinde dünyanın en ateşli aşkını yaşayıp toz olmak isterler. 
 Mümkünse hesabı sizin ödemenizi isterler. Aaa o bir İtalyan erkeği, pardon yani. 
 Bildikleri tüm romantik cümleleri peş peşe sıralayıp başınızı döndürmek isterler. Şampanyaya şampanya demezler. Ertesi gün de toz olup havaya karışıverirler. 
 Siz İngilizce konuşabilmelerini istersiniz ancak onlar bunu istemezler. Karizmalarının her şeye yettiği bir dünya isterler. 
 Rengârenk giyinmek isterler, takılara, ayakkabılara bayılırlar. 
 Saatlerce şarap içip, nasıl harika bir gün geçirdiklerini anlatmak isterler. 
 Mümkünse hiç çalışmak istemezler. 
 Güzel arabalara binmek, güzel kadınlarla salınmak isterler. 
 Kulağınıza şarkılar söylemek, şiirler okumak, iltifat kusmak isterler. 
 Uzun süreli ilişkilerinde sevgili değil anne isterler. 
 Zevk içinde bandıra bandıra yemek yiyen kadın isterler. 
 Sabah ekmek almak için çıkıp, beş ay sonra dönmek ve törenlerle karşılanmak isterler. 
 Sevişmek isterler, uyuklamak isterler...
Ve işin en fenası o kadar yakışıklı ve çekicidirler ki siz de bu tuzağa küt diye düşersiniz.
Aklınız başınıza geldiğinde onlara sadece vitrindeki rengârenk şekerler muamelesi çekersiniz. 
"Oooo Robertoooo çok tatlısın ama ben diyetteyim, başka niyetteyim".

ahhahahsuah lanet olasicalar iyi ki yanimizda yoremizde diiller :D
anneeeem bulamadim giigleGorsellerden bi italian hangisine bakicagimi sasirdim