" Daha derinlere işleyebilirdi acı
doku zedelenmesi beni kesmiyor 
dokunduğun yerler 
hayrına sunuldu bit pazarında

ben dişimi sıksam 
ciğerime saplanan gözlerini
bir makas ve bezle çıkarabilirim.

hiç bir ölüm 
yaşadığım hayatı karşılamıyordu
bir kaç kere ölsem belki 
ama öyle bildiğiniz ölümlerden değil
görenin dengesini bozacak 
bilinçaltını perişan edecek ölümlerden bahsediyorum
belki o zaman ödeşirdik 

ben dişimi sıksam
saç tellerini tek tek sayıp 
numaralandırabilirim
sorduğunda 
pat diye söyler
o şaşkınlık halinde seni öpebilirim elmacık kemiklerinden


hiç bir ölüm, kahpeliği resmi kılmamalıydı
sol omzunda melek taşıyan 
dengede tutamadıysa meleği
düşürmüşse yerlere
gurur şairin elinde oyun hamuru olmuşsa
hasetinden çatlayan adamın otopsisinde 
kalp krizi yazılmışsa
birbirimizi kandırmayalım artık
her insan hakettiği ölümü yaşayamaz.

ben dişimi sıksam
seni midenden öpüp 
iç kanamalarını durdurabilirim


hiç bir ölüm 
açıklayacı değildi yalanları 
doğru bir yaşam ile yalan bir yaşamı ayıramıyordu ölüm
mantık, safsata, bilinç mekanik, kemik et ve ısı 
bahaneydi
röletivitede bayılmıştı insan
kan kokusu tutulunca buruna
ayılan adamların hayatı 
günler sonra bulunabilirdi terkedilmiş mezarlıklarda
yaşanmamış hayatları biriktiriyordu mezarlıklar
nefes almak sadece ayrıntıydı
ölümün açıkladığı bir temmuz manifestosunda
adı geçenler yaşıyor
gerisi sanıyordu...


ben dişimi sıksam
pürüzsüz bacaklarından pipetler yapıp
kanını çekebilirim içime
teninde açtığım her delikten
akıtabilirim acı dolu fikirlerini dışarıya....



hiç bir ölüm senin kadar çekici değildi
çırılçıplak orgazma hazır bir ölümü 
asla tercih etmezdim 
ayak bileklerine.. "

                                        Ozan Uğraş

0 yorum :

Yorum Gönder